İSTANBUL TEŞEKKÜR EDİYOR

Neşeyle uyandığım sabahlar gibi gözlerimi açıyorum.
-Her şey bir rüya mıydı ?
Perdeden sızan ışıklara bakıyor kalkıp perdeyi açıyorum. Güneş pırıl pırıl hemen camı da açıyorum.
Sokak boş, hava mis gibi Nisan havası…..
Martılar, Sultantepe’den denize süzülüyorlar, sokak boş….
Rüya değil miydi?
İnandırmak istercesine “Daha vakit erken ” diyorum. Yükselen güneşe bakıyor, inatla saate bakmıyorum. Saat erken o sebepten sokakta kimse yok. Boş sokağa bakıyorum, birisi, birileri şimdi işe gitmek için koşturarak inecekler Sultantepe’nin bu dik bayırından…. vapurlar süzülmüyor deniz de bomboş.
Nisan havasını içime çekip, akışan dalgaların maviliğinde gözlerimi denize verip, boş sokağı pencerede bekliyorum….
Sokağın köşesinden bir beyaz maskeli….. “Maske, evet rüya değilmiş,
Kabus var ve devam ediyor ” diye mırıldanıyorum….
Sultantepe’den bakıyorum İstanbul’a.
Doğa güzel, hava temiz, hayat devam ediyor Martılar, kediler, kuşlar… komşu apatmanın bahçeinde erik ağacında beyaz, hemen onun yanındaki ağaçta da pembe çicekler açmış… karşı köşkün bahçesinde çimenler yemyeşil miiss gibi….
İstanbul.
İstanbul, sessiz, yorgun şehir dinleniyor, dinlenirken baharla birlikte tazeleniyor…
Trafik yok /stres yok / insanlar yok /telaş yok / sakin ve sessiz ….
Trafik, stres, insanlar nereye gittiniz ? Lütfen orada kalın .” Diye fısıldıyor, bu koca şehir yüregindeki tüm güzellikleri ve çirkinlikleriyle….
İstanbul, asil, edalı, erdemli, davetkar, mahmur, masum, çileli, hem yaşlı hem dinamik bu koca güzellik, sakinliğe hasret ve sevdalı,
küçük bir virüse belkide teşekkür ediyor.

F.Gülnur Bağrıyanık
11.04.2020.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir